Hassas Bir Tarafsızlığı Korumak: Osmanlı İmparatorluğu ve Yüz Gün Krizi
Türkiye Bilimler Akademisi Asosiye Üyesi, Ankara/TÜRKİYE https://ror.org/00aqt9352
Anahtar Kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, Fransa, Napolyon Bonapart, Yüz Gün Krizi, Tarafsızlık.
Özet
Bu çalışma 1815 yılında Napolyon Bonapart’ın Elbe Adası’ndan kaçışıyla başlayıp Waterloo Muharebesi’nden sonra imparatorluktan ikinci kez feragat etmesine kadar süren ve Yüz Gün Krizi olarak nitelendirilen dönemde Osmanlı idarecilerinin geleneksel tarafsızlık politikasını nasıl sürdürdüğünü incelemektedir. Osmanlılar bu dönemde, Bonapart karşıtı politikalarına destek isteyen müttefik devletler ile Bâbıâli’ye bir diplomatik temsilci göndererek Osmanlı İmparatorluğu’nun kendi imparatorluk ünvanını tanımasını talep eden Napolyon Bonapart arasında kalmışlardır. Dahası İstanbul’daki ve çevre vilayetlerdeki Bonapart yanlısı Fransız diplomatların, Bonapart’ın bayrağını diplomatik temsilciliklerin gönderine çekmek veya Bonapart’ın nişan ve sembollerini kıyafetlerinde ve diplomatik temsilcilik binalarında kullanmak gibi eylemleri, Osmanlı İmparatorluğu ile Fransız Sefareti arasında diğer Avrupa devletlerinin diplomatik temsilcilerinin de müdahil olduğu bir dizi diplomatik kriz çıkarmıştır. Bu makale Osmanlı idaresinin Avrupa devletleri arasındaki krizlerde tarafsız kalma geleneğini tüm bu diplomatik krizleri derinleşmeden atlatmak için etkili bir şekilde kullandığını göstermektedir. Fransız İhtilali’nden sonra Fransa’da cumhuriyet ilan edilmesi (1792) veya Bonapart’ın imparator ünvanını alması (1804) süreçlerinin yarattığı krizlere benzer olarak Yüz Gün Krizi’nde de Osmanlı idaresi önce bekle-gör politikası izlemiş ve ardından bu Avrupa içi krize dâhil olmamak için tarafsızlık politikasını sürdürmeye odaklanmıştır. Osmanlı arşiv belgelerinden ve Fransız Sefareti’nin becerikli maslahatgüzarı Pierre Ruffin üzerine yapılmış biyografik çalışmalardan hareketle, bu çalışma Osmanlıların tarafsızlık politikasının iki hedefi olduğunu göstermektedir: (1) Fransız sefaretinin mevcut memurları ile diplomatik teması sürdürerek Bonapart’ı İmparatorluğa düşman etmemek, (2) diğer taraftan da Bonapart karşıtı koalisyonun Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkilerini bozacak her türlü eylemi önlemeye çalışmak. Her iki hedefin de bu krizlerde etkin bir diplomatik çaba gösterilmesi ile elde edildiği gözlemlenmektedir.

