Giriş
MÖ 2. yüzyıldan itibaren, Roma Devleti’nin siyasi olarak genişlemesiyle birlikte, Romalılar ticari faaliyetlerini Roma sınırları dışına taşımaya giderek daha fazla önem vermişlerdir. Negotiatores olarak adlandırılan Romalı tüccarlar, bu genişlemenin sonucunda eyaletlerdeki ticari faaliyetlerde söz sahibi olarak sermaye akışını kontrol etmişlerdir[1] . Bu çalışmada, Teos’ta bulunan ve MÖ 1. yüzyıla tarihlenen yeni yazıtlardan hareketle negotiatores, conventus gibi terimlerin anlamları üzerine durulmuştur. Bununla birlikte Romalı tüccarların agoranomos Menophantos’u onurlandırmalarıyla ilgili epigrafik belgelere, antik metinlere ve modern araştırmalara dayanarak bir değerlendirme yapılmıştır.
Negotiatores, sermaye akışını kontrol eden ve Roma Devleti’ni ticari bağlamda eyaletlerde temsil eden bir meslek grubu olarak düşünülmektedir[2] . Negotiatores üzerine yapılan çalışmaların sayısı son derece azdır. Konu hakkında yapılan ilk ve en kapsamlı araştırmalardan birisi Hatzfeld’in çalışmasıdır[3] . Hatzfeld, çalışmasında İtaliklerin ve Romalıların Asia eyaletinde grup olarak nasıl organize olduklarını, sosyal ve ticari hayata nasıl entegre olduklarını araştırmıştır[4] . Ticaret alanının genişlemesiyle birlikte negotiatores faaliyet alanlarını ve sermayelerini Yunanistan[5] , Makedonya[6] ve Anadolu’ya doğru kaydırmışlardır. Sermaye ile birlikte kültürlerini de beraberlerinde getiren negotiatores böylelikle yeni bir Greko-Romen kültürünün yaratılmasında etkili olmuşlardır. Hatzfeld İÖ 1. yüzyılda Asia eyaletinde negotiatores nüfusunun 100.000’in altında olamayacağını belirtmiştir[7] . Bu bilgi Hatzfeld tarafından Mithridates’in yaptığı katliamlardan bahseden Valerius Maximus, Plutarkhos ve Memnon[8] gibi antik yazarlara dayandırılmaktadır. Tüccarların katliamlardan etkilendiği aşikâr olsa da yazıtlara ve belgelere dayanarak İÖ 1. yüzyılda Asia eyaletindeki negotiatores nüfusu hakkında net bir rakam söylemek zor görünmektedir. Feuvrier-Prévotat’ın çalışması ise Cicero’nun eserlerinden yola çıkarak mercator ve negotiator arasındaki farklılıkları ortaya koymaktadır[9] . Söz konusu çalışmanın en önemli sonuçlardan biri; mercator olarak bilinen tüccarlar ile negotiatores arasında toplumsal statü bağlamında önemli bir fark olduğudur. Mercator, “tüccar”, “satıcı”, “perakendeci” anlamına gelirken; negotiator, sermaye yatırımı yapan, kredi sağlayan ve büyük ticaret ve finansal işlemlerle ilgilenen kişi olarak kabul edilmektedir. Feuvrier-Prévotat araştırmasında, negotiatoresin faaliyetlerini öncelikli olarak taşrada gerçekleştirdiğini; mercatoresin ise özellikle Roma veya İtalya’nın büyük şehirlerinde faaliyet gösterdiğini öne sürmektedir. Bu yaklaşıma göre negotiator bir toprak sahibi ya da sermayedar olarak işlev gösterirken mercator, ticaretin daha “günlük” ve “küçük ölçekli” bir alanında çalışır[10]. Dolayısıyla sermaye aktarımı söz konusu olduğunda negotiatoresin Roma dışına ya da eyaletlere odaklanması şaşırtıcı değildir. Eberle’nin 2017 yılında yayımlanan makalesi ise negotiator terimini diaspora bağlamında ele alarak Augustus’un Roma vatandaşlığının anlamını nasıl dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır[11]. Negotiatores ile ilgili yapılan son araştırmalardan biri ise Zoumbaki’nin 2024 yılında yayımlanan çalışmasıdır[12]. Söz konusu çalışmada İtalik ve Romalı grupların İtalya dışında kendilerini nasıl tanımladıkları ya da yerel topluluklar tarafından nasıl tanımlandıkları üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca bu grupların doğasını, yasal statüsünü ve örgütlenmesini aydınlatabilecek verilere odaklanılmıştır. Zoumbaki’nin yapmış olduğu araştırma, İtalya dışındaki Romalı/İtalik grupların nasıl algılandığını ve anlamlandırıldığını görmek adına son derece önemlidir.
Epigrafik belgelere bakıldığında ise negotiatores ile ilgili bilinen ilk yazıtın Paphos’ta bulunduğu görülmektedir[13]. Söz konusu yazıt MÖ 2. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir. MÖ 2. yüzyıldan itibaren İtalikler ve Romalılar, çeşitli bölgelerdeki yerel toplumlar içinde farklı gruplar olarak belgelenmişlerdir[14]. Örneğin, Kritolaos’un vakfı tarafından Amorgos’ta düzenlenen festivaller ya da halka açık ziyafetler gibi etkinliklere grup olarak davet edilmişlerdir[15]. Ayrıca MÖ 2. yüzyılda Eretria[16], Amyzon[17], Klaros[18], Pergamon[19] ve Khios[20] gibi yerlerde de grup olarak yer aldıkları görülmektedir. Zoumbaki’nin çalışmasında Romalı grupların Roma dışındaki epigrafik belgelerde, hangi kentlerde ve nasıl geçtiğine dair kapsamlı bir liste bulunmaktadır[21]. Bu listede MÖ 1. yüzyıldan itibaren Romalı grupların Anadolu ve Yunan Anakarasında nüfuslarının arttığı anlaşılmaktadır[22]. MÖ 1. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise Asia Eyaleti’nin Ephesos gibi önemli kentlerinde, Romalılar bir grup ya da topluluk olarak görülmeye başlanmıştır[23].
Bu araştırmanın çıkış noktası olan ve Teos’ta bulunan yeni yazıtlarda Romalı tüccarlarla bir topluluk, diğer bir deyişle bir conventus olarak karşılaşılmaktadır. Anadolu’daki diğer kentlerde olduğu gibi Teos’ta da conventus olarak örgütlenen tüccarların, bu bölgede yer alması elbette şaşırtıcı değildir. MÖ 1. yüzyıla tarihlenen Ambivia Myrias’a ait mezar yazıtında, baş sağlığı dileyen gruplar arasında Lebedoslular ve Klazomenailılar ile birlikte Romalılar da bulunmaktadır[24]. Söz konusu yazıt Romalıların MÖ 1. yüzyılda sosyal hayatta aktif bir rol oynadığını göstermesi açısından önemlidir.
Hellenistik Dönem’de finansal açıdan güçlü bir konumda olan Teos’un temel gelir kaynaklarının arasında tahıl, şarap, zeytinyağı, kereste ve yün dokumacılığı[25] gibi ürünler olsa da kentte gerçekleştirilen festivaller, Dionysos Tapınağı’nın şöhreti ve Dionysos Sanatçılar Birliği kentteki sosyal ve ticari canlılığın devamlılığını sağlamıştır[26]. Bu canlılık ve cazibe büyük olasılıkla Romalı tüccarları da kente çekmiştir.
Yazıt No. 1a
Yazıt Dionysos Kutsal Alanı’nda 2021 yılında yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmıştır. Mermer bir levhaya işlenen yazıtın alt kısmında zeytin dalından oluşan bir çelenk betimlenmiştir. Yazıt, çelengin yer aldığı kısımdan iki parçaya kırılmış olup parçalar kazı ekibi tarafından birleştirilmiştir (resim 1). Yazıtın, tapınak alanındaki stoalardan birinin duvarında kaplama levhası olarak kullanılmış olması muhtemeldir. Yazıtın işlendiği mermer levha, Teos çevresindeki yerel mermer ocaklarında yaygın olarak çıkarılan gri mermerden (Bigio Antico)[27] üretilmiştir. Üzerindeki birikmiş tortuya rağmen yazıt tümüyle okunmaktadır. Harf karakterleri (Π harfinin bacaklarının eşit olmaması, Θ harfinin noktalı olması, Omega’nın Ω şeklinde yazılması) yazıtın MÖ 1. yüzyılda yani Geç Hellenistik Dönem’de taşa işlendiğini göstermektedir.
Ölçüler: Y.: 37,5 cm; G.: 31,0 cm; D.: 11 cm; Hy.: 1,1 cm.
οἱ πραγματευόμενοι
2 ἐνθάδε Ῥωμαῖοι v.
Μενοφάντον Ἀπολλω-
4 νίδου ἀγορανομήσαν-
τα καλῶς καὶ ἐνδόξως
6 στεφανοῦσιν στεφάνωι
vac. χρυσῶι vac.
Çelenk
“Buradaki Romalı tüccarlar, iyi ve şanlı bir şekilde agoranomosluk yapan Apollonides oğlu Menophantos’u altın bir çelenkle taçlandırıyorlar”.
Str. 1-2: Bu yazıt, Teos’ta Romalı tüccarları belgeleyen ilk yazıttır. Yazıtın οἱ πραγματευόμενοι (ticaret yapanlar) ile başlaması onurlandırma eyleminin tüccarlar tarafından yapıldığını göstermektedir. Anlamsal açıdan bakıldığında ise πραγματευόμενοι ifadesi negotiatoresin Yunanca karşılığı olarak görünmektedir. Burada Teosluların negotiatoresi nasıl anlamlandırdığı anlaşılmaktadır. Benveniste’ye göre Latince negotium (iş, meşguliyet), Yunanca ἀσχολία (boş olmama, meşgul olma) olgusuna dayanılarak oluşturulmuştur. Benveniste, negotiator teriminin ticaret ve ekonomik faaliyetlerle ilgili benzersiz bir anlam kazandığını, dolayısıyla söz konusu terimin Yunanca πρᾶγμα (iş, eylem) kelimesi ile analojik olarak oluşturulduğunu ileri sürmüştür[28]. Benveniste’ye göre negotiator ve qui negotiantur (ticaretle uğraşanlar) gibi ifadeler, Roma dışındaki Romalı/İtalikleri tanımlamak için kullanılması, aslında Yunanca konuşulan kentlerde yerel halkın kendi aralarında negotiatoresi nasıl algıladığını ortaya koymaktadır[29]. Latince negotium sözcüğünün Yunanca πρᾶγμα ile ilişkilendirilmesi yalnızca ticari faaliyetlere doğrudan bir gönderme yapmakla kalmaz, aynı zamanda her iki kültürde ekonomik ve sosyal ilişkilerin temellerine dair ortak bir anlayışı da yansıtır. Epigrafik belgelere bakıldığında da özellikle Ephesos’ta benzer örneklere rastlamak mümkündür[30]. Sardeis[31], Lesbos[32], Thyateira[33] Kos[34] ve hatta Kibyra[35] gibi kentlerde de negotiatores benzer şekilde belgelenmiştir. MÖ 1. yüzyıla tarihlendirilen söz konusu yazıtlar bu tarihten itibaren Principatus Dönemi’ne dek takip edilmektedir, ancak MS 2. yüzyılda Ephesos’ta belgelenen yazıtlarda[36] πραγματευόμενοι ifadesi doğrudan pelerin satıcıları ve balıkçıları tanımlamak için kullanılmıştır. Dolayısıyla MS 2. yüzyıldan sonra terim anlam olarak değişime uğramış ve belirli bir grubu tanımlamak için kullanılmıştır. Diğer yandan MS 1. yüzyıla tarihlendirilen Selanik’te ele geçen dört adet yazıtta συμπραγματευόμενοι (birlikte ticaret yapan Romalılar) ifadesine rastlanmaktadır[37]. Bu ifade ile kolektif bir ticaret anlayışından söz edilmektedir. Dolayısıyla σύν-ön takısının (prefix) πραγματευόμενοι ile birlikte kullanılması, doğrudan conventus yani birlik olarak ticaret yapan kişileri ifade etmektedir. Youni de benzer şekilde συμπραγματευόμενοι ifadesini conventus terimi ile bağdaştırmaktadır[38]. Smyrna’da ele geçen bir başka yazıtta ise πραγματευόμενοι ifadesi, Hellenes yani Yunanlar ile birlikte yer almaktadır[39]. Burada Romalıların Yunanlarla birlikte anılması ilginç bir durumdur. Roma veya İtalya dışında Romalılar ya da İtalikler genellikle Romani/ Italic(e)i ya da Ῥωμαῖοι/Ἰταλικοί gibi bir etnik isimle ifade edilmektedir[40]. Bununla birlikte Latince yazıtlarda bu grupların asla yalnızca Romani olarak değil, daima cives Romani olarak adlandırılması da göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. Dolayısıyla bu ifade muhtemelen yalnızca etnik kimliği değil, aynı zamanda hukuki statüyü de ifade etmektedir[41]. Ayrıca Yunan şehir devletleri tarafından düzenlenen bazı resmî belgelerde, Ῥωμαῖος (Rhomaios) olarak tanımlanan bireylerin isimlerinin Romalı olmadığı ve dolayısıyla Roma vatandaşlığına sahip olmadıkları bilinmektedir[42]. Bu durum Yunanların, bireylerin kişisel statüleri ya da şehirlerinin statüsü ne olursa olsun, genel olarak İtalya’dan gelen kişileri Ῥωμαῖος olarak tanımlama eğiliminde olduklarını gösterebilir[43]. Benzer eğilim Romalıların Yunanları yazıtlarda “Graeci” olarak tanımlamalarında da görülmektedir. Bu konu aşağıda “Negotiatores ve Romalılık” başlığı altında ayrıca değerlendirilmiştir[44].
Str. 3-4: Yazıtta Apollonides’in oğlu olan agoranomos Menophantos, negotiatores tarafından çelenk ile onurlandırılmaktadır. Yazıttan anlaşıldığı üzere Menophantos, Romalı tüccarlara çeşitli konularda yardımcı olmuştur ve bu yardımları sonucunda onlar tarafından onurlandırılmıştır. Teos’un en önemli gelir kaynaklarından birisi olan “Marmor Luculleum (Africano)” namı diğer Lucullus Mermeri, Roma’da birçok kamu yapısında görülmektedir[45]. Büyük olasılıkla Menophantos, Teos’un ünlü Lucullus Mermeri’nin satışı/taşınması sırasında tüccarlara yardımcı olmuştur[46]. Tüccarların fiyat ya da nakliye konusundaki bir anlaşmazlığı çözüme kavuşturulmuş ya da tüccarlara nakliye için gerekli gemilerin sağlanması hususunda destek sunulmuş olabilir. Elbette bu önerilerin netlik kazanması için daha çok veriye ihtiyaç vardır. Diğer yandan bu yazıt agoronomosların, pazarın düzgün işleyişine olan kişisel ilgilerini de ortaya koymaktadır. Aristoteles de agoranomosun en önemli görevlerinden birisinin pazarın işleyişi olduğunu belirtmektedir[47]. Dolayısıyla Romalı tüccarların bölgedeki ticari faaliyetleriyle ilgili işleyişi sağlamak için agoronomostan daha uygun kişiler düşünülemez. Argos’tan ele geçen başka bir yazıtta da negotiatores gibi başka grupların yaptıkları ticari faaliyetleri kolaylaştıran ya da oluşan anlaşmazlıklarda sorumluluk alan agoronomos gibi yerel yöneticilerin onurlandırıldığı görülmektedir[48]. İtaliklerin ve Romalıların İtalya dışına yayılmasının, yeni pazar arayışıyla motive edildiği göz önüne alındığında agoronomosun onurlandırılması anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü, ticari anlaşma esnasında agoronomos, ticaretin doğru bir şekilde tamamlanması ve ticareti yapan tarafların anlaşmazlık yaşamaması adına kilit bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte agoronomos gibi yerel yöneticilerin söz konusu Roma topluluklarına ait olmadıkları, ancak görev ve sorumlulukları ile öne çıktıkları söylenebilmektedir.
Yazıt No. 1b
Sol alt yüzünde ince profil bulunan levha, sağ tarafından ve altından kesilmiştir. Bu yazıt olasılıkla solunda no. 1a ile birlikte olacak şekilde tapınak alanındaki bir duvarda yan yana durmaktaydılar (resim 2). Yazıtta yer alan çelenk, diğer yazıttan farklı olarak sarmaşık yaprağından oluşmaktadır. Yazıtın dördüncü ve altıncı satırları arası çelenk içine yazılmıştır. No. 1a ile olan harf karakterlerindeki ve ölçülerindeki benzerlikler yazıtın aynı taş ustası tarafından yazıldığını düşündürtmektedir.
Ölçüler: Y.:29 cm; G.: 31,5 cm; D.:11 cm; Hy.: 1,1cm
ὁ δῆμος
2 Μενοφάντον Ἀπολλω-
νίδου ἀγορανομήσαντα
4 στεφά-
Νωι
6 χρυσῆι
“Halk meclisi, agoranomos olan Apollonides oğlu Menophantos’u altın bir çelenkle (onurlandırdı)”.
Yazıtta Romalı tüccarların yanı sıra halk meclisinin de (demos) agoronomos Menophantos’u bir çelenk ile onurlandırdığı görülmektedir. Bu yazıttan, halk meclisinin de Romalı tüccarlar ile eş zamanlı olarak Menophantos’u onurlandırma konusunda karar aldığı düşünülebilir. Kibyra’da ele geçen ve MÖ 1. yüzyıla tarihlenen başka bir yazıt, söz konusu yazıtlara benzerliği ile ön plana çıkmaktadır[49]. Buradan hareketle aynı zaman diliminde Kibyra ve Teos’ta bulunan bu yazıtlar Romalı tüccarların çok geniş bir coğrafyaya yayıldığını, sermayenin akışını sağladıkları ve ticaretin merkezinde yer aldıklarını göstermektedir. Bununla birlikte altın çelenk ile onurlandırma olgusu, Batı Anadolu’da benzer yazıtlarda takip edilmektedir. Erythrai kentinde ele geçen bir mezar stelinde Phokaia halk meclisi, Smyrna gerousiası ve Teoslu Romalılar aynı yazıtta yer almaktadırlar. Burada adı geçen Romalılar arasında negotiatores de olmalıdır[50]. Keil, stelde resmedilen çelenklerin birebir aynısının yapıldığı ve ölen kişinin mezarına konulduğunu ileri sürmektedir[51].
Teos’ta ikamet eden Romalıların güçlü bir grup olarak kentin imar faaliyetlerine de destek sundukları son yıllarda agoradaki kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan Tanrıça Roma ve Augustus Tapınağı’na ait yapı yazıtından anlaşılmaktadır[52]. Tapınak ve yazıt Musa Kadıoğlu tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen Teos Kazı Sonuçları Toplantısı’nda tanıtılmıştır[53]. Kazı çalışmaları sırasında altı parçası ele geçmiş olan inşa yazıtının (resim 3) tamamlaması Mustafa Adak’ın güncel katkıları doğrultusunda şu şekildedir:
θεᾶι Ῥώμηι καὶ Σ[εβαστῶι σωτῆρι κ]αὶ κτί[στηι] κ̣α̣ὶ̣ τ̣[ῶι οἴκωι Σεβα]στοῦ οἱ κατοι]κοῦντες Ἕλλη̣[ν]ες [τε] καὶ Ῥω[μαῖοι ---]
“Tanrıça Roma’ya ve kurtarıcı ve kurucu Augustus’a, ayrıca Augustus’un hanesine, Teos’ta ikamet eden Hellenler ve Romalılar [- - - - adadılar]”.
Söz konusu yazıtta geçen Romalılar (Ῥωμαῖοι) ifadesi ile büyük olasılıkla belgenin yazıya geçirildiği sırada (MÖ 1. yüzyılın sonu ya da MS 1. yüzyılın başı) Teos’ta bulunan Romalı tüccarları ve Roma vatandaşlarını kastediliyor olmalıdır. Yazıttan hareketle tapınağın Teos’ta ikamet eden Yunanlar ve Romalılar tarafından kente adandığını yapının inşası için finansal olarak büyük katkı yapmış olabileceklerini düşünmek son derece olasıdır. Ayrıca Philadelphia’da bulunan ve MS 1./2. yüzyıla tarihlendirilen bir onurlandırma yazıtında Romalılar, gerousia, boule ve demos ile birlikte anılmaktadır. Bu yazıtta Titus Flavius Athenodoros onurlandırılmaktadır[54]. Daha önce bahsedildiği gibi MS 2. yüzyıldan sonra olasılıkla bir terim olarak negotiatores kelimesinin anlamı dönüşmüş gibi görünse de Romalıların bir grup olarak Anadolu’daki kentlerde yer aldıkları ve faaliyetlerini sürdürdükleri anlaşılmaktadır.
Ticari Birlik: Conventus
Anadolu’da çeşitli yazıtlarla belgelenen tüccarların Teos kentinde de görülmesi conventus olarak bilinen ticari birlikteliğin bilinenden daha kapsamlı olduğunu göstermektedir. Conventus aslında Roma Devleti’nin eyaletlerdeki yargı sistemini tanımlayan bir terimdir[55]. Conventus, etimolojik olarak Latince bir araya gelmek, toplanmak gibi anlamlara gelen convenio fiilinden türemiştir ve temelde birliği/birlikteliği ifade etmektedir. Romalıların eyaletlerdeki gayri resmi arkadaşlığa dayanan ticari/sosyal ilişkilerini tanımlamak için conventus terimi kullanılmaktadır[56]. Conventusu günümüz terminolojisi ile bir şirket gibi düşünmek yanlış olmayacaktır[57]. Conventus teriminin Yunanca karşılığı olarak κονβέντος ya da συνέδριον kelimeleri ile karşılaşılmaktadır[58]. Yunanca κονβέντος ve συνέδριον τῶν Ῥωμαίων[59] terimleri Latince conventus teriminin Yunanca karşılığı gibi görünmektedir. Kornemann, conventus terimini Yunanca σύνοδος ile eşdeğer olarak değerlendirmiş ve conventus olarak adlandırılan toplulukların çeşitli yüzyıllarda görülmelerine dayanarak conventus olarak örgütlenen kişileri “dayanıklı (istikrarlı)” bir topluluk olarak tanımlamıştır[60]. Conventus terimi, Roma Devleti’nin hukuki bölgelerini ya da bir yargı sistemini ima etmediğinde, bir bölgede ikamet eden ve bir araya gelen Romalıları tanımlamaktadır[61]. Dolayısıyla Bununla birlikte κονβέντος ve συνέδριον τῶν Ῥωμαίων ifadeleri geçmediğinde de Romalılar bir conventus olarak değerlendirilebilmektedir. Ephesos kentinden ele geçen iki Latince yazıtta doğrudan conventus terimine rastlanmaktadır[62]. ὁ κονβέντος (τῶν) Ῥωμαίων ve τὸσυνέδριον τῶν Ῥωμαίων terimleri ile ise Thyateira ve Hierapolis kentlerinde karşılaşılmaktadır[63]. Conventus teriminin ticari birlik anlamına geldiğine dair mevcut veriler sınırlı olsa da birlikteliği ifade eden bu çalışmada ele alınan örnekler, konunun anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Batı Anadolu’da yer alan Romalıların bir grup olarak yazıtlarda ve antik metinlerde yer alıyor olmaları şaşırtıcı değildir. Appianos, Mithridates ile yapılan savaşlar esnasında Tralleis’teki Romalıların ve İtaliklerin uğradığı zulmü eserinde aktarmaktadır[64]. Buna karşılık bazı Romalı vatandaşların söz konusu zulümden kaçabildikleri bilinmektedir. Plinius, Lydia’daki yer alan Calaminae adalarına Mithridates’ten kaçan birçok Romalı vatandaşın sığındığını aktarmaktadır[65]. Bu gruplar arasında büyük olasılıkla Romalı tüccarlar da vardı. Mithridates’in yenilmesinin ardından ticari faaliyetlerin büyük oranda arttığı hem antik metinlerde hem de yazıtlarla takip edilebilmektedir. Hatzfeld, MÖ 1. yüzyılda Romalı tüccarların Batı Anadolu’nun kıyı şeridi boyunca büyük kentlerin hemen hemen tamamına yayıldıklarını aktarmaktadır[66]. Romalıların Roma dışına yayılması bireysel bir eylemden ziyade grup olarak gerçekleştirdikleri kolektif bir eylem olarak ele alınabilir. Roma dışında yazıtlarda grup ya da topluluk olarak anılan Romalılar bir araya gelip conventus adı altında birleşerek faaliyetlerini yürütmüş olmalılardır. Bununla birlikte conventus gibi ticari bir birliğin önemli avantajlarından birisi ilişki ağlarında bir problemle karşılaşıldığında; çözüm ya da yeni yatırım araçları hakkında birlik üyelerine fikir alışverişi yapmak adına gruptaki kişilere danışma fırsat sunmasıdır. Cicero’nun mektuplarından da anlaşılacağı üzere bazı durumlarda birlik içindeki üyelerin birbirlerine destek oldukları görülmektedir[67]. Dolayısıyla yakın arkadaşlık ilişkileri temeline dayanan bu birliğin hem ticari hem de sosyal yönü Romalılar olarak tanımlanan grupların anlaşılması ve yorumlanabilmesi adına büyük önem taşımaktadır.
Negotiatores ve Mercatores Ayrımı
Cicero’nun negotiatores hakkındaki düşüncelerine bakıldığında çoğu zaman onlara karşı daha saygılı bir dil kullandığı, mercatores için daha eleştirel bir yaklaşım sergilediği görülmektedir[68]. Bunun nedeni Roma toplumunda sermaye yatırımı yapan ve finansal işlerle uğraşan negotiatoresin daha yüksek bir sosyal statüye sahip olmalarıdır. Mercatores ise daha çok “günlük” ticaretle meşgul olduklarından, elitler tarafından daha düşük bir statüde değerlendirilmiştir[69]. Cicero, Gallia Narbonensis’teki ticari faaliyetlerden söz ederken ceteri negotiatores ifadesi ile negotiatoresi diğer ticari faaliyetlerden ayrı bir yere koymaktadır[70]. Burada “geri kalan Romalı tüccarlar” ile ifade edilen olasılıkla gemi sahipleri, bankacılar, tefeciler, büyük tüccarlardır. Dolayısıyla negotiatores olarak bahsedilen tüccarları (özellikle Roma dışında) ticari faaliyette söz sahibi olan ve ticarete yön veren kişiler olarak anlamak yanlış olmayacaktır.
Roma toplumunda sosyal hiyerarşi, ticaretle uğraşanların toplum içindeki yerini belirleyen önemli bir unsurdur. Cicero’nun söylemlerinde, mercatores<’in toplumun alt tabakalarına, em>negotiatores’in ise daha üst tabakalara mensup olduklarına dair ifadeler dikkat çekmektedir[71]. Bu bağlamda, negotiatores sermayeleri sayesinde toprak sahibi olabilir ve bu sayede politik güce erişim sağlayabilirken, mercatoresin bu tür bir güce ulaşma şansı daha düşüktür. Cicero’nun, özellikle adalet ve ticaret arasındaki ilişkiye odaklandığı söylemlerinde, bu iki terim arasındaki hiyerarşik farklılıkları sıkça vurguladığı görülmektedir. Cicero’nun gözünde bir negotiator, yalnızca zengin bir tüccar değil, aynı zamanda Roma’nın değerlerini temsil eden bir figürdür; oysa bir mercator, daha düşük seviyede kabul edilen bir iş kolunu temsil etmektedir[72]. Bununla birlikte mercatores gibi yalnızca kâr amacıyla hareket eden bir meslek, bireyi ahlaki erdemlerden uzaklaştırabilme potansiyeline sahiptir[73]. Roma’nın genişleyen yapısında, negotiatores ticaret ağlarını genişleterek toplumsal dengeye katkıda bulunmuştur ve yerel ekonomilere sermaye sağlamıştır. Cicero bu nedenle negotiatoresin Roma toplumunda daha yüksek bir sosyal statüyü hak ettiğini öne sürmektedir[74].
Negotiatores yalnızca kâr amacını değil, aynı zamanda Roma İmparatorluğu’nun ekonomik güç ve istikrarını sürdürme amacını taşımaktadır. Bu anlamda negotiatores özellikle Roma’nın genişleyen toprakları üzerindeki mali kontrolü sağlama ve kaynakları ülke içine aktarma görevleriyle devlete dolaylı yoldan hizmet eden bireyler olarak düşünülmektedir. Bunun dışında Cicero’nun mektuplarından anlaşıldığı üzere negotiatores hem yerel yöneticilerle hem de Romalı yöneticilerle yakın ilişkiler kurmuştur. Kardeşi Quintus’a yazdığı mektupta Asia’nın müttefiklerden ve vatandaşlardan oluştuğunu açıklamıştır; vatandaşlar ise ya publicani (vergi toplayıcıları) ya da ticari faaliyetlerde bulunan (negotia ile uğraşan) kişilerdir[75]. Quintus’a negotiatoresin arsız taleplerine direnmesini ve dolandırıcılık hususuna dikkat etmesini öğütlemiştir[76]. Cicero’nun bu nasihatinden negotiatoresin üst sınıf yöneticilerle doğrudan ilişki kurduğu ve onlardan yetki veya sorumlulukları dışında çeşitli taleplerde de bulunabildikleri anlaşılmaktadır. Atticus’a yazdığı bir başka mektupta ise Cicero liman vergileriyle ilgili bir anlaşmazlığa değinmektedir. Bu anlaşmazlık publicani, negotiatores ve müttefikler arasında meydana gelmiştir[77]. Dikkate değer bir şekilde bu pasajlarda negotiatores müttefiklerden farklı bir grup olarak ifade edilmektedir. Bu da negotiatoresin yalnızca ekonomik bir sınıf olarak anlaşılamayacağını göstermektedir.
Negotiatores ve Romalılık
Romalı tüccarların Roma dışındaki ticari faaliyetlerinin bir başka sonucu da “Romalılık” olgusuna yapılan doğrudan katkılardır. MÖ 2. yüzyıldan itibaren ticari faaliyetlerin artmasıyla birlikte toplumsal ilişki ağları da genişlemiş ve “Romalılık” düşüncesi söz konusu ilişki ağlarına sirayet etmiştir. Böylelikle Romalıların Roma dışında ticari olarak kurdukları etkileşim, aynı zamanda Romalı kimliğinin yayılmasında aktif bir rol oynamıştır. Bu noktada negotiatores kavramsal olarak basit ticari faaliyet yürüten bir aktörden ziyade, doğrudan Roma Devleti’ni ve kimliğini temsil eden bir özne olarak anlam kazanmıştır. Dolayısıyla negotiatores incelenirken Roma vatandaşlığının toplumun anlam dünyasındaki dönüşümüne ve değişimine de değinmek gereklidir. Negotiatoresin anlamı ile ilgili yapılan çalışmalarda eyaletlerdeki ticari faaliyetler, vatandaşlık ve Roma emperyalizmi arasındaki bağlantılar ele alınmıştır[78]. Söz konusu çalışmalarda negotiatoresin hem sosyal ilişkilerdeki yeri hem de toplumsal tabakadaki konumu ortaya konulmuştur.
Principatus ile birlikte Roma vatandaşlığının anlamı değişime uğramıştır. Wallace-Hadrill Roma vatandaşlığının vergi ödemek, askerlik yapmak, oy kullanmak gibi eylemlerle ifade edilmekten, bir statü göstergesi olarak toga giymek ve Latince konuşmak gibi sembollerle ifade edilmeye geçiş yaptığını öne sürmüştür[79]. Buradan hareketle Augustus’un, Roma vatandaşlarının imparatorluk ile olan ilişkisini dönüştürdüğü söylenebilir; öyle ki, vatandaşların artık Roma ile somut bir bağ kurmasına gerek kalmamıştır. Aristeides, Roma’yı hiç görmemiş Romalılardan bahsederken, Romalı olmanın fiziksel bir gerçeklikten ziyade bir statü sembolüne dönüştüğünü vurgulamaktadır[80]. Augustus’un kurduğu bu vizyonun temellerinin negotiatores ile doğrudan bir ilişkisi bulunmaktadır. Romalı tüccarlar eyaletlerdeki ticareti kontrol ederken Roma hegemonyasını da bulundukları yerde hissettirmişlerdir. Farklı bölgelerde ele geçen ve bu makalenin de konusu oluşturan diğer yazıtlar bu durumu ortaya koymaktadır. Diğer yandan negotiatores ve Roma hegemonyası arasındaki ilişkiyi Romalıların, Yunanların arasındaki etnik, sosyal ve kültürel farkı gözetmeksizin sadece “Graeci” olarak tanımlamalarında da görebilmek mümkündür[81]. Bu tanımlama tüm farklılıkları göz ardı ederek tek bir tanımlamaya indirgenen bir topluluğu anlamlandırmaktadır ve yerel halkın belirli ya da potansiyel ayrıcalıklarını haklı çıkarmak için başvuracağı etnik farklılık söylemlerinin de önüne geçmektedir. Dildeki bu tanımlamalar ve temsiller Roma hegemonyasının temelinde yer alan en önemli olgulardan birisidir. Romalı politikacıların tüccarlarla birlikte bu kavramsal çerçeveyi eyaletlere taşıdığı söylenebilmektedir.
Sonuç
Sonuç olarak, Teos’taki Dionysos Kutsal Alanı’ndan ele geçen yazıt Romalı tüccarların Teos’taki varlığına ve yerel toplumla olan etkileşimlerine ışık tutan önemli bir epigrafik belge niteliğindedir. Yazıtta geçen πραγματευόμενοι ifadesinin Latince negotium ile Yunanca πρᾶγμα arasında kültürel bir bağ kurduğunu söylemek mümkündür. Bu durum her iki kültürde ekonomik ve sosyal ilişkiler temelinde ortak bir anlayışın varlığını ortaya koymaktadır. Ayrıca yazıt, conventus gibi kolektif ticari yapılanmalar hakkında ve Yunan-Roma etkileşimlerini yansıtan detaylarla, Roma ve Yunan toplumlarının birbirlerini algılayış biçimleri hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Özellikle Helenistik Dönem’de ve Roma İmparatorluk Dönemi’nde etnik kimliklerin ve hukuki statülerin nasıl algılandığına dair örnekler, bu yazıtın tarihsel ve kültürel değerini artırmaktadır. Bu bağlamda yazıt yalnızca Teos özelinde değil, aynı zamanda Roma ve Yunan dünyası arasındaki daha geniş ölçekli ekonomik ve sosyal ilişkileri anlamak açısından da önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Diğer yandan negotiatores ve mercatores terimlerinin tamamen farklı sosyo-ekonomik gerçekliklere işaret ettiği görülmektedir. Cicero’nun eserlerinde negotiatores, çoğunlukla geniş çaplı işlerle uğraşan iş insanlarıdır; verilerden anlaşıldığı kadarıyla da hepsi Roma vatandaşlarıdır ve Roma’nın yönetici çevrelerine oldukça yakınlardır. Faaliyetleri genel olarak finans, bankacılık, toprak ve ticaret üzerine şekillenmiş ve esas olarak eyaletlere odaklanmışlardır. Negotiatores, Roma emperyalizminin ön plandaki aktörleri olarak görünmektedir. Eyalet valileriyle yakın ve çeşitli ilişkileri bulunan bu tüccarlar Romalıların eyaletlerde uyguladığı gücün bir parçası hâline gelmişlerdir.
Teos kentinde bir agoranomos’un Romalı tüccarlar tarafından onurlandırılması agoronomos tarafından sorunlarının çözüme kavuşturulduğuna ya da yukarıda bahsedildiği gibi büyük olasılıkla Lucullus Mermerinin taşınması/satışı hakkında tüccarlar yardımcı olduğuna işaret etmektedir. Teos’ta bulunan bu yazıt, çalışmada örnek gösterilen diğer yazıtlarla birlikte ele alındığında Romalıların ticaret ağlarını genişletirken gruplar hâlinde hareket ettiklerini ve conventus adı altında bir araya geldiklerini ortaya koymaktadır. Romalı toplulukların nasıl tanımlanacağı sorusuna daha net cevap verebilmek için daha çok veriye ihtiyaç olsa da var olan veriler Romalı toplulukların yerel yöneticilerle yakın ilişkiler içerisinde olduklarını ve sosyal hayatın merkezinde olduklarını göstermektedir.
EKLER

